Serkan ÇEVİK 05/01/2010,22:56
Değerli dostlar, bu yazının ana fikrini daha önce başka bir yazı içinde ve başka yayınlarda paylaştım... Paylaştım ama yaşananları ve özellikle "IMF ile anlaşma pazarlamasını" her gün yeniden gördükçe; düşen kur ve sıcak paranın katlanan kârını, cebinden ödeyen bir Türk vatandaşı olarak; hırsım artıyor ve yaşananları herkese duyurmak istiyorum... Duyun beni; Türk basını "yerleşiklerden bu derece temizlenmişken, basınımızdaki IMF lobisinin" beli çıkmışken; ne olur bu tuzaklara bir daha, bir kez daha düşmeyelim!
Detaylara geçmeden ana tezimi aktarmam gerekiyor: Türkiye'yi "sıcak para sistemi" soydu ve bu sistemin ama unsuru "IMF ile anlaşma" dinamiğiydi! IMF'den borçlan, parayı içeri bas, borsa yukarı-şirket değerleri tavana, dolar aşağı; paralar "ceplere"! Fatura Türk halkına!
Değerli dostlar, günlerdir yazıyorum... Lütfen bu sesi duyun, lütfen bu detaylara çok dikkat edin...
Bize 'yardım ediyorlar, müzakere ediyorlar, iş yapıyorlar' gibi görünse ve böyle pazarlansa bile doğru değil. Tek bir gerçek var: Onlar, sizler, bizler için hiçbir şey yapmıyorlar, tam tersi onların emeklilerine bizler bakıyoruz...
Nasıl mı?
Değerli dostlar, yukarıdaki cümle fazla iddialı gelebilir. Aslında hiç de öyle değil ve tamamen gerçek...
Hep birlikte açalım. Türkiye'de 1989 sonrası temeli atılan, 1994, 1999-2001 krizleri ve sonrasındaki süreçte Türkiye'ye tam olarak yerleştirilen 'sıcak para' modelinde gözden kaçan çok önemli bir ayrıntı var: Türkiye'deki her ücretlinin sırtında Avrupalı veya Amerikalı bir emekli var! Daha açık yazayım: "IMF'yi kuranlar" sıcak para sistemi üzerinden ülkemizi soyuyorlar!
Değerli dostlarım, yazdıklarım hâlâ çok açık değil mi?
Biraz daha açık yazarak örnekleme metodunu kullanayım: Bugün Yozgat ilimizdeki 'ücretli' Hasan Bey, Yunanistan'da yerleşik 'emekli' Yorgo'ya bakıyor, Almanya'da oturan emekli Hans'a gelir aktarıyor.
Peki sistem nasıl çalışıyor? Nasıl soyuluyoruz? IMF ile "anlaşalım" diyen yerli "yerleşikler" nasıl bizi uyutuyorlar?
Maddeler halinde sorgulayalım...
1- Bugün Türkiye'deki finansal yapı; tamamen sıcak para üstüne kurulmuş 'dışarıdan akan paranın yüksek bir şekilde nemalandığı' ve 'kendi yararına' sistemin patlamasına yani 'cari açık, siyasi risk' gibi unsurların algılanmasına izin vermediği bir dinamik üzerine oturmuş durumda. Cari açık ve Cumhurbaşkanlığı gibi riskler algılanmıyorsa, bu 'sistemden aşırı getiri sağlayanların' yapının bozulmasından duydukları kaygının 'gerçekleri' örtmesinden kaynaklanıyor.
2- Sıcak para tabanlı sistemlerde 'dalga boyu' düşer ama 'içerideki birikim' yani 'yerli tasarruf sahiplerinin varlıkları veya çalışanların katma değer ve ödedikleri vergileri' yurtdışından gelen 'sıcak para' tarafından emilir.
3- İçerde "yerleşik bazıları" bu mekanizmadan "rant sağlarlar" ve ses çıkarmadıkları gibi "bu çarkı" pazarlarlar!
Bu tespitler sonrası gelelim yukarıdaki iddiamıza: Avrupalı emeklilere Türkiye'deki çalışanlar nasıl bakıyorlar?
Değerli dostlar, bunun için son 9 yıla bakalım ve özellikle 2003-2007 yılları arasını "yani sıcak para rantının" dünyada "en yaptığı" dönemi sorgulayalım...
Örneklemeler son derece basit ve anlaşılabilir...
Yunanistan'dan gelen bir emeklilik fonu 2003 Mart ayında Türkiye'de '1 milyon dolar' satmış ve karşılığında Hazine bonosu almış. Kur 1.30'lara gelince pozisyonunu kapatmış veya hâlâ pozisyonunu koruyor. Kur farkı ile dolar bazında getirisi o günden bugüne dolar bazında yüzde 100'ün çok ama çok üstünde!
Daha açık ifadesi ile yıllık dolar bazında kur düşüşleri ile 'yüzde 20-25 dolar bazında getiri' sağlamış. Bu kazancı ile de 'kendi katılımcısı' olan Yorgo'nun maaşını ödemiş. Bugün hâlâ yıllık Türkiye'deki pozisyonlarından 'dolardaki kur farkı hariç' yüzde 9 civarında getiri sağlıyor...
Değerli dostlar, detaylar sizi "ŞOK" etmiş olabilir... Bu noktada hemen soralım: Bu paranın dolar bazında elde ettiği getiri nereden geliyor? Cevap çok kolay: Türkiye'de çalışan, üreten kesimin sırtından.
Sonuçlar:
1- Yukarıda 'çok küçük' bir örnekleme yaptım, ölçeği büyüterek detaylandırabilirsiniz. 1999-2007 Şubat arasında bu ülkeye giren sıcak para 'içeride çalışıp, didinen halkımın' sırtından, cebinden 'milyar dolarlar' kazandı. Bu mu ekonomik sistem? Bu mu bu halka biçilen değer? Bu para kimin cebinden çıkıyor?
2- Dalga boyunu "2003-2007 arasında" aldım! Ya sonrası "sistem değişti mi"!
Değerli dostlarım, Bugün "IMF ile anlaşalım" diyenler; Türkiye'yi "bu çarkın içine geri döndürmek" isteyenler! Lütfen bu yazıyı ulaşabildiğiniz herkese ulaştırın. Kurulan bu sıcak yapı içinde 'yeraltı, yerüstü, insan, ekonomik, sosyal' kaynaklarımız transfer edilmeden, varlığımız 'hortumlanmadan' uyanalım...
Not: Bu yazının ana fikrini paylaştım... Yazı yazdığım birçok yerde de aktarmaya çalıştım... YETMEZ! İnanın YETMEZ! IMF lobisi "bitmez"! Bana lütfen inanın; bu gerçekleri herkese daha binlerce kez aktarmalıyız...
IMF ile 'anlaşalım' diyen bu ülkeyi sevemez!
Yukarıda "sistemi" bütün detayları ile anlattım! Türk halkına "faturası" yüksek, getirisi olmayan bir yapı... Bu gerçekler sonrası "IMF ile anlaşalım" diyenlere de sesleniyorum: Konjonktür bu kadar müsaitken, neden bunu yapıyorsunuz! Bu halkın 1980-2009 arasında 1.4 trilyon dolarını "faiz-anapara-sıcak para kârı" şeklinde cebe indirdiniz! YETER!!
Yiğit Bulut
http://www.haberturk.com/ekonomi/yazar/11554-Turkiye-kibarca-nasil-soyuluyor-Sistemi-anlatiyorum.aspx
(grafik:Studio7Designs)