Serkan ÇEVİK 26/08/2009,10:35
HAMDIM, PİŞTİM, YANDIM...
Mevlana Celaleddin-i Rumi henüz daha bildiğimiz ününe kavuşmadan önce Konya'da vaazlar veriyor. Çok iyi ve bilgin bir aileden gelmiş olan Mevlana'nın, maddi durumu da çok çok iyi. Yani bir eli yağda bir eli balda. Atının üzerine binip camiye geliyor. Halk O'nun arkasında kuyruk oluyor. Saygı ve Hürmet inanılmaz yüksek.
Günlerden bir gün Tebrizli Şems adında bir derviş Konya'ya geliyor. Seyyah olan ve kalb gözü açık olan bu derviş, gördüğü bir rüya üzerine Gönüldaşı'nın Mevlana olduğunu anldıktan sonra Konya'ya gelmiş bulunuyor. Mevlana ile tanışması ise şöyle oluyor; Yine Mevlana vaaz vermiş ve atının üzerinde heybetli bir şekilde evine doğru yavaş yavaş giderken ve herkes ona yol açarken, Şems, Mevlana'nın atının önüne geçip yolunu kesiyor ve "bir soru soracağım" diyor. Mevlana da "Sorabilirsin" dediğinde, "Önce atından aşağıya in aynı seviyeye gelelim" diyor. Halk şaşırmış durumda olan biteni izliyor. Ama mevlana, bu kişinin yıllardır aradığı ve içindeki bir boşluğu dolduracak olan gönüldaşı olduğunu anlıyor ve çok etkileniyor, atından aşağı iniyor ve Şems sorusunu soruyor. Şems'in sorusunun ne olduğu önemli ama, soruya girmeyeceğiz. En sonunda Mevlana Şems'in önünde eğilip selamını veriyor.
Halkın gözünde, o yüce şahsiyet olan Mevlana, kim olduğu belirsiz bir dervişin önünde eğiliyor. Şems ile Mevlana arasında inanılmaz bir muhabbet var. Mevlana'nın gözü Şems'den başkasını görmüyor. Hemen herkes, başta da Mevlana'nın oğlu Alaaddin Mevlana'ya düşman oluyor. Günler böyle geçip giderken, Bir gün Şems Mevlana'ya şara içmek istediğini ve gidip meyhanaeden aşarap alıp gelmesini söylüyor.
Olacak şey mi? Herkesin saydığı inandığı Mevlana gidip bir meyhaneden şarap alacak! Halkın gözünde ne duruma düşer? Bundan sonra O'nun sözlerine ve vaazlarına kim inanır? Bütün ünü ve şöhreti yerle bir olmaz mı? Zaten halk Tebrizli Şems'i sevmiyor ve bu adamı, insanları dinden çıkarmak için gönderilmiş bir ajan zannediyorlar ve Mevlana'yı da kafalayıp ayarttığını ve bu yolla herkesi dinden çıkarma amacı güttüğünü söylüyorlar. Üstelik Şems birkaç defa da genelev'de görülmüş durumda (aslında oradaki bir kızı kurtarmaya çalışıyor).
Mevlana Şemsi'in bu isteğinde de bir hikmet olduğunu düşünerek meyhaneye gidiyor. Tabi ki oradaki halk şaşkınlık içinde. Kimsenin yanına yaklaşamadığı, bu adam şimdi meyhanede. Meyhane sahibi buyur ediyor ve ne istediğini sorunca herkesin şaşkınlığı bir kat daha artıyor. İki şişe şarap isteyen Mevlana!!! Belli ki sürekli dedikoduları yapılan Şems ile kafa çekecekler... Yani insanlar böyle düşünmeye başlıyor.
Tabi ki bu olay Konya'da hemen duyuluyor ve Mevlana'nın şerefi, ünü, etki derecesi beş paralık olurken, oğulları bu durumdan inanılmaz rahatsız oluyorlar. Göz göre göre koca Mevlana elden gidiyor. Serseri bir Dervişin her dediğini yapan bir Mevlana var karşılarında. Bu iki kafadar bir de kalkıp müzik eşliğinde adına semai dedikleri bir dans yapmaya kalkmasınlar mı?
Şems'in ısrarlarıyla bir gün halk toplanıyor ve bu semai gösterisi yapılıyor. Hükümdar da orada. Çünkü Mevlana'ya çok değer ve sürekli destek veren birisi. Hükümdar gösteriyi çok beğeniyor, övgü dolu sözler söylüyor ve atına binip gitmeden önce, Gururlu bir şekilde, Mevalana'nın önüne bir kese altın fırlatıyor. Fakat Şems bu keseyi alıp tekrar hükümdara fırlatıyor ve "senin bu kibir ve gurur yüklü parana ihtiyacımız yok" anlamında şeyler söylüyor. Tabi ki Mevlana hükümdarın karşısında yerin dibine giriyor ama "Şems'in yine bir bildiği vardır" diye düşünüyor.
Şems ne yapmaya çalışıyor? Mevlana'nın oğulları çok rahatsızlar. Fakat Şems, en iyi imkanlarla yetişmiş ve sıradan halktan habersiz olan, onların yaşamlarına ilişkin hiçbir bilgisi olmayan ve ilk dönemlerde nefsi güçlü olan Mevlana'nın bu nefsini körleştirmek amacıyla tüm bunları yapıyor.
Sonrasında ise, Mevlana'nın oğlunun hazırladığı plan ile Şems öldürülerek bahçedeki kuyuya atılıyor. Bu aşamadan sonra mevlana çok derin hasret ve acı çekiyor ve dilinden Mesnevi isimli eser dökülmeye başlıyor. HAMDIM, PİŞTİM, YANDIM...
(NOT: Bu olayları Elif Şafak'ın AŞK isimli romanından aktardım. Olayların doğruluğunu teyit etmediğim gibi amacım sadece olayların özüne dikkati çekmektir. İlahi aşk konusunun işlendiği bu romanı hekese tavsiye ederim.)
Peki bu romanda geçen bu olayların ekonomi, borsa ve finansla ne ilgisi var?
NEFİS...
Mevlana herkesin gözünde aciz ve bir deli dervişin esiri olmuş zayıf cılız biri haline dönüşüyor. Pişiyor ve yanıyor ama sonrasında artık nefis falan kalmıyor ve ardından da
"Ne olursan ol gel"
"Bin kere yeminini bozmuş olsan da gel"
diyerek evrensel çağrısını yapıyor.
***
Allah'ıma şükürler olsun ki, son 2 aydır her gün piyasadan dayak yiyorum.
"Vay be borsanın 4-5 dolarlardan 2 dolara düşeceğini nasıl da bildim? Finansal Krizin Mart ayında bittiğini nasıl da yazdım? Ne zamanlama yaptım ama, 22-23 binden alım önerdim, artık ne dersem doğru çıkacaktır!.... HEH HEH HEEE.." derken,
adeta Tebrizli Şems yeniden canlanıyor ve tekme tokat bana girişmeye başlıyor. Gelen maillerde hayal kırıklığı ve kızgınlık var. Ana sayfada yayınladığımız gibi bizleri ti'ye alan yazılar da var. Mevlana'nın gidip meyhaneden iki şişe şarap aldığı durumda, halkın gözünde düştüğü durumu ben de aynen yaşıyorum ama Allah'ıma şükrediyorum. Sizlere de teşekkür ediyorum. Bu tür bir durumu bir defa daha yaşamıştım. Ama o zaman nefsim üstün gelmişti. Bu sefer öyle değil, Sizlerin bana göndereceği kızgın, sert, eleştiren, yerlerden yere vuran maillerinizi bekliyorum.
Piyasalar ne olur derseniz, bugüne kadar hiç ödün vermediğim şekilde, neyi doğru görüyorsam onu yazmaya devam edeceğim.
Evet... "piyasalar ne olur?" sorusu benim için anlamını yitirse de, benden mesaj bekleyen ve yazılarıma yıllarca değer vermiş olan sizleri yarı yolda bırakmam mümkün değil. Ben yine görüşlerimi olduğu gibi yazmaya devam edeceğim ama bir farkla, artık eskisi gibi net birşeyler söyleyip vebalinizi almak istemiyorum. Farkında olmadan çok günah işlediğimi farkettim. "Kimse piyasayı yenemez" ve piyasa dediğimiz şey, beni ters kroşe etti. Herkesin yaptığı gibi geçmişte olan biteni anlatıp, gelecek için de üç ihtimalli senaryo (düşebilir, yükselebilir, bir süre yatay gidebilir) üretmek en risksiz ve vebalsiz yol olarak görünüyor. Bunun maliyeti ise, "beni artık kimse okumaz". Önceden "Seni herkes okusun" diyen nefsim şu an aynı şeyleri söylemiyor... Çünkü NEFİS gidince, içinizdeki BEN de gidiyor. Ama hala kat edecek çok yolum var. HAMDIM, PİŞTİM ve YANMA dönemine daha yeni girdim.
Evet piyasalara gelelim... Malesef görüşlerimde değişme yok ve hala w bekliyorum. Düşüşün zamanlaması konusunda son iki aydır sürekli yanıldığım için şu an aklımdakini yazarsam yeniden yanılacağımı bildiğim için yazmıyorum.
Kalın sağlıcakla...
Dr. Yaşar Erdinç
http://www.bilgeyatirimci.com/yasar_erdinc
(grafik:Studio7Designs)