• Binlerce ürün EkoPC'de
  • Yönetim Danışmanlığı


ekobi.net Reklam Paylaşım Sistemi

 Serkan ÇEVİK  04/07/2009,12:02

Değer bilmek


2006’dan beri geliyorum diyen küresel kriz 2008’in Temmuz’unda patlamıştı (bunu Ekonomist dergisinin para ek’inde yayınlanmış olan strateji yazılarımda sebep ve sonuçlarıyla anlatmıştım). Tam bir sene oldu ama hala ne olduğu tam anlaşılamadı. Bu krizden kim karlı çıktı ya da çıkabilir hala belli değil. Çünkü değerlemelerde hala kıstaslar belli değil. Kim neye göre karlı, neye göre zararlı?

Yatırım yapılırken kötü-orta ve iyi senaryo iyi çalışılmalı. Hangi yatırımın ne için yapıldığı iyi bilinmeli. Yani fizibilite etüdü ve 5-10 yıllık projeksiyonlar genelde angarya işler gibi gözüktüğünden kriz dönemlerinde herkesin canı çok sıkılır. Borsada da böyledir. Bir şirketi pahalı fiyatından almışsanız, kara geçene kadar sizi çok bekletir. Aldığınıza pişman olursunuz. Kaybedilen zamana mı, paraya mı, sağlığınıza mı yanarsınız siz söyleyin.

Bankalar bundan böyle kredi verirken işlerini daha iyi yapmaya çalışacaklar. Yerli yabancı tüm bankalar için önemli bir dönem başlıyor. Belki de bir milat. Hatta çok önemli bir bankanın başına kredilerden sorumlu genel müdür yardımcısının, genel müdür olarak getirilmesi, bana göre patronun çok önemli bir stratejik kararıdır. Bu tarz ayrıntılar önümüzdeki dönemin çok net sinyalleridir. Duayenlerin öngörüleri her zaman dikkatle izlenmelidir. Sistemin kalıcılığı buralarda gizlidir.

IMF’nin parası ne işimize yarar?
Dünya’da her devlet, her hükümet kendi paçasını kurtarmakla meşgul. Kimsenin kimseye yardım edecek gücü yok. Maddi–manevi durumlar parlak değil. Hem para gitmiş, hem notları düşürülmüş.
ABD talepten patlamış durumda. Öyle bir borçlanmışlar ki alacak yerleri kalmamış. Herkesin ihtiyacından fazla eşyası, evi, arabası vs. Avrupa ve Japonya desen yine öyle. Geriye kalan gelişmekte olan ülkeler bu çarkı nasıl döndürecek?. Her ülke farklı yaklaşımlar sergileyebilir. Fakat Türkiye’nin yapabileceği en önemli şey, kamunun bilinçli olarak hesaplı bir şekilde oluk oluk harcama yapmasıdır. Dua edelim ki; ülkede yapılabilecek o kadar çok yatırım var ki (demiryolları, limanlar, altyapı yatırımları, tarım ve hayvancılıkta dünya entegrasyonu vs.). İşte bizi kurtaracak tek çare; yapılması gerekenleri bir an önce yapmaya başlamak. Bu da hükümete düşüyor. Hükümet bunun farkında. Bunun için de IMF’nin para harcama kısıtlarını kabul edemiyor. Ederse esas o zaman kriz kalıcı olur. Esas o zaman döviz almak gerekebilir.

Borsa neden yükseliyor?
Neden yükselecek? Banka karları geçen seneyi geçiyor. Bankalar halkın parasını güvencede tutmak için kredi vermedi. Tahvil-bonoya yatırdı. Merkez bankası da faizleri indirdikçe kar yazdılar vs. daha anlatacak çok şey var ama işin özü bankaların durumu geçen seneye göre iyi fiyatları ise yarı seviyesindeydi. Bunu gören yabancı satışı kesti. Bizim endeks de malum, bankalara göre değerini bulur. Arttıkça arttı.
Anlayacağınız kredi yönetimini iyi yapan banka ayakta kalır ve büyüyebilir. Borç yönetimini iyi yapan holdingler de zararsız atlatabilir bu dönemi. Dolayısıyla bizin İMKB endeksi de kolay kolay bir daha dibi göremeyebilir. Ama bu olay şirket bazında devam edeceğe benziyor. İMKB/altın rasyosu önemli bir parametre.


Bu kriz ne zaman biter?
Patronlar doğru adamları bulup, işe aldıklarında. İşsizler ne zaman iş bulmaya başlarsa bilin ki, kriz bitmeye başlamıştır. Ama iş görüşmesine bile çağrılmayan bir süreçten geçiyoruz. İthalatı bırakıp, ihracata başlamadığımız sürece her beş kişiden biri işsiz kalmaya devam eder. Hele kur 1.50TL’nin altına tekrar inerse bırakın işsizliğin azalması, olay zamanla sosyal patlamaya kadar gidebilir. Bu konuda TCMB’nın uyanık olduğunu düşünüyorum.

Altın, gümüş, pariteler, petrol, buğday, bakır, DOW, DAX ve diğerlerine yerimiz kalmadı. Onlar da bir başka sefere kısmetse.

Stratejist
A.Serkan ÇEVİK

Ekonomist Dergisi