• Binlerce ürün EkoPC'de
  • Yönetim Danışmanlığı


ekobi.net Reklam Paylaşım Sistemi

 Serkan ÇEVİK  09/06/2009,18:42

Neler oldu neler...


Ekim 2008'de Lehman Brothers'ın batmasına izin verilmesiyle birlikte dünya ekonomisinin kalbi durdu.

Fonları toplar damarları ile toplayıp, ihtiyacı olan kesimlere atar damarlarla aktaran finansal piyasalar ve özellikle de Amerika'nın finansal piyasaları işlevini yitirdi.

Uzmanlar, teknik deyimle "kredi piyasaları çalışmıyor" başlığıyla yaptıkları yorumlarda, hiçbir bankanın diğer bir bankaya para vermediğini, özel sektörün kredi piyasalarından kaynak bulamadığını belirtiyordu.

Avrupalı bankalar Amerika'lı bankalara hücum ederek paralarını çekmeye başladıklarında, mevduatlara yüzde 100 garantiler verildi. ABD merkez bankası FED, her yere para dağıtmaya başladı ve para tabanı olarak bilinen büyüklük 2 trilyon doları aştı. Parası olan herkes güvenli limanlara koştu ve Amerikan hazine bonosu almaya başladılar.

10 yıllık Amerikan tahvillerinin faizleri yüzde 2 seviyelerine kadar düştü.

Kimse kimseye para vermiyordu. Bankaların ne kadar zarar ettiği belli değildi, çünkü mortgage ürünleri denilen türev ürünlerden ve fiyatları hızla düşen diğer menkul kıymetlerden ne kadar zarar yazdıkları belli değildi. Her an yeni bankaların batışı haberleri gelebilirdi.

Kan vücudun hiçbir yerine ulaşmıyordu. Yani nakit yoktu ve nakdin ulaşmadığı ekonomi hücreleri batmaya başladı (İngiltere'de Northern Rock, Avrupa'da bir dizi banka, Amerika'da lehman Brothers, GM vs..)

Bu sırada korku endeksi olarak bilinen ve dalga boyutlarını gösteren VIX endeksi tarihinde gördüğü en yüksek zirve olan 45 seviyesini de geçerek, 90 seviyesine kadar ulaştı.

100 yılın en büyük krizi başlamıştı.

Kalp çalışmıyordu ve kan pompalama vazifesini suni kalp ile FEd yapıyor, bu arada Avrupa Merkez Bankası ve diğer gelişmiş ülke merkez bankaları piyasalara para (kan) akıtıyordu. Ama eline para geçenler doğru güvenli limanlara koşarken, hisseler ve emlak piyasasındaki menkul ve gayrimenkuller tepetaklak aşağı gitmeye devam ediyordu.

Eğer kalp çalışırsa işler düzelecekti. Halbuki kâlp kendi hücrelerine bile kan gönderemiyordu ve bütün damarlar tıkanmıştı. Tabi ki bu sırada kalbin ana hücreleri olan bankacılık sisteminde ne kadar bankanın battığı veya bu hücrelerin öldüğüne dair bilgi kirliliği vardı.

Piyasalar her zaman yaptığı gibi, bu krizde de olası en kötü duruma göre pozisyon almışlardı. En kötü durum neydi?

Amerika'daki en büyük 19 bankanın 10 tanesinin daha batacak duruma gelmiş olası en kötü durumlardan biriydi. Bu nedenle finansal kuruluşların hisse fiyatları son 50-60 yılın en düşük seviyelerine gerilemiş ve batmayı fiyatlıyordu. TARP ve TALF denilen kurtarma paketlerinin bu kilidi çözüp çözemeyeceği bilinmiyordu.

Dow Jones endeksi 7500'leri de aşağı kırmış ve 6500'e doğru yol alırken, olası en kötü beklentilerin en tepe seviyesine çıkıldığını farketmiş ve "Biraz da teknik bakalım" başlıklı yazımda "Dow jones 6500'e doğru gerilerken, Bizim endeks de 24 bini aşağı kırıp 22 binlere doğru gidebilir, ama sizler eğer en az 2-3 ay bekleyebilecekseniz yüzde 20 civarında para kazanmak için alım yapabilirsiniz" diye yazıyordum.

23 Mart 2009 tarihli yazımda ise, finansal piyasalarda en kötünün bittiğini duyuruyor, bunun gerekçesini açıklıyor ve hisselerde alım öneriyordum. halbuki o sırada bizim endeks daha 24 bin seviyelerinde idi ve dow jones da 6500'ü görmüş ve 7000' e doğru hareket halindeydi.

Biliyorum ki okuyucu bu tür "ben demiştim" türünden yazılardan hoşlanmıyor ama bunları tekrar yazmamın nedeni, az sonra aşağıda yazacaklarıma ilişkin olarak olaylara nasıl baktığımı sizlere de aktarabilmek ve size de bakış açısı verebilmektir. Elbette ki benim bakış açımı kabul etmeyebilir veya sağlıklı bulmayabilirsiniz. Fakat, şunu belirteyim ki, finansal krizin bittiğini yazdığım 23 Mart tarihlerinde, ortalıkta bir tane olumlu düşünen adam bulmak zordu. Herkes kötümserdi. Eğer herkes kötümserse, deme ki herkes satmıştı. Bu yüzden artık piyasalar çok daha fazla bozulamazdı. Nitekim VIX endeksi o tarihlerde 45'lere kadar gerilemişti.

Her neyse, biz "global krizin neresindeyiz" konulu yazımıza devam edelim. Bütün seminerlerimde vurguladığım ve yazılarımda sıkça dile getirdiğim üzere (Akşam gazetesindeki yazı dizimi okumuşsanız biliyorsunuzdur) krizlerin ortaya çıktığı andan itibaren izleyen 6 ile 9 ay içinde ekonomik veriler en dibe vurur ve ardından verilerde iyileşmeler başlar. Milat olarak ise, finansal piyasalarda kan akışının durduğu anı baz almalısınız. İncelediğim 42 tane krizde böyle olmuştur. Finansal krizi izleyen 6ncı ve 9ncu aylar arası verilerdeki en kötünün görüldüğü ve kötüleşmenin durduğu veya yavşladığı dönemdir. Bunun sebebini burada anlatmayacağım. Yani niye 6 ile 9 ay arası olduğunu anlatmaya kalkarsam sabahı ederim. Ama olayın psikoloji temelli olduğunu söylemekle yetineceğim. Yazılarımı sürekli okuyanlar ve Sky'daki programımı izleyenler zaten "eve hırsız girmesi" örneğini biliyorlardır.

Sonuç olarak Ekim 2008'de ABD'de ekonominin kalbi durmuştu. Bunun üzerine 6 ay saydığınız zaman Nisan ortalarına tekabül ediyor ve 6 ay dolduktan sonra görüyoruz ki ekonomik verilerdeki şiddetli bozulma durmuştur. Yavaş yavaş ekonomi verileri daha olumlu bir görünüme kavuşmuştur.

Özetlersek, Amerikan'nın kalbinin durması sırasında hasta yoğun bakıma alındı ve baş cerrah Bernanke ve Paulson ciddi kan takviyesi yaptı. Hasta koma halindeydi, kan ulaşmayan hücreler ölüyordu ve AMerikan yönetimi kalbi yeniden çalıştırmak için, yani kredi piyasalarını yeniden çalıştırmak için çok ciddi çaba sarfettiler. Kalbin stres testlerini yaptılar. Baktılar ki kalbin yeniden çalışması için yeteri kadar hücre vardı. Bu sırada artık herkes biliyordu ki ne olursa olsun artık hiçbir bankanın batmasına izin verilemezdi. Piyasa kalbin yeniden atmaya başlayacağına inandı. O sırada kalpten ufak ufak hareketler görüldü ve 6500'ü görmüş olan dow jones bir anda 7000'in üzerine çıktı. Dow Jones 7500'e geldiğinde artık kalp atıyordu ama hasta gözlerini açmamıştı. Dow 8000'i yukarı aştığında ekonomideki kötüleşmenin durduğuna dair sinyaller geldi. dayanıklı mal siparişleri ve tüketici güven endeksleri beklenenden çok iyiydi. Hasatnın sadece kalbi atmakla kalmayıp göz kapakları da aralanmıştı ve hasta ellerini oynatmaya başlamıştı.

Yoğun bakım odasında bulunan ve hastayı gece gündüz izleyen iki büyük doktor, Bernanke ve Geithner (maliye bakanı) ağlamaklı gözlerle birbirlerine bakıp sevinç gözyaşları içinde birbirlerine sarıldıklarında, yoğun bakım odasının penceresinden içeriyi izleyen PİYASALAR sevinç çığlıkları atmaya başlayınca dow jones 8600'ü de geçmişti. Bu haber dışarıdaki insanlara dalga dalga yayılıyor ve diğer ülke borsaları da tavanlar yapıyorlardı.

Çünkü kalp atıyor, hasta hareket ediyordu. Yani kredi piyasaları çalışmaya başlamış ve kan pompalıyordu. Dışarıda çığlık atanların gözden kaçırdığı bir şey vardı ki, hasta hala yoğun bakımdaydı ve başka sorunlar ortaya çıkmaya başlamıştı. Az önce sevinç içinde olan Bernanke ve Geithner'in yüzünü endişeyle karışık bir hüzün kaplamaya başladı. Çünkü dışarıda sevinç çığlıkları atan piyasaların dikkatinden kaçıyordu ama, hasatanın tansiyonu yükselmeye başlamıştı. Yani kalp durduğu sırada 2 seviyelerine kadar düşen 10 yıllık devlet tahvili faizleri (tansiyon) yeniden 4'e doğru hareket ediyordu. Çünkü sedyede yatmakta olan finansal piyasalar isimli hastaya aşırı miktarda kan pompalanmıştı ve bu kan fazla geliyor, dolayısıyla tansiyonu yükseltiyordu. Bu tansiyon yükselişinde ÇİN isimli bir bakterinin ABD tahvillerini satması da etkili oluyordu. Bu yüzden Geithner isimli doktor bu Çin isimli bakterinin üzerine gitti. Aslıdna Amerika ekonomisi için çok faydalı bir bakteriydi. Aynen sütü yoğurt yapan bakteri gibi faydalıydı ama şu an Amerikan bünyesine zarar vermeye başlamış ve tansiyonun yükselmesine ekstra katkıda bulunmaya başlamıştı.

Yoğun bakımın penceresinden hastayı izleyen piyasalardan bir kısmı bunu farkettiler ve moralleri bozulsa da, dışarıdaki herkesin yeniden karamsarlığa kapılmasını istemedikleri için bu konudan pek bahsetmiyorlardı. Ama 1970'li yıllarda stagflasyon denilen sorun da aynen bu şekilde başlamıştı. Önce büyük miktarlarda para basılmıştı, daha sonra petrol fiyatlarındaki artışın da katkısıyla, enflasyon patlamış, Amerika'da enflasyon yüzde 15-16'lara ulaşmış ve bu durum tansiyonu da felaket yükseltmişti. Yükselen tansiyon (yani faizler) işsizliği tetiklemiş ve yüksek enflasyon ortamında, yüksek işsizlik ortaya çıkmıştı.

Şu an Bernanke'nin yapması gereken şey, küçük tansiyonu da büyük tansiyona göre ayarlamaktı. Küçük tansiyon (FED faizleri) yüzde 0.25 iken, büyük tansiyonun 4'e doğru yol alması endişe vericiydi ama bunu piyasalara hissettirmemeliydi. Hastanın kalbi çalışmıştı ama asıl zor olan dönem bundan sonra başlıyordu.

EVET sevgili okuyucularım. Global krizde şimdi bu aşamadayız. Hasta gözlerini açtı etrafına bakıyor ve kalbi çalışıyor ama hala yoğun bakımda bulunuyor. Daha önce incelediğim hemen hemen bütün krizlerde bu süreç vardır. Finansal piyasalar (kalp) durur. Aşırı dozda ilaçlarla kalp çalıştırılmaya uğraşılır. Kalp atmaya başlayınca borsalar sevinç çığlıkları atar. Daha sonra borsalar, hastanın hala çok fazla problemi olduğu gerçeğini görünce ve "kalp çalışıyor ama ne zaman ayağa kalkar" sorularını sormaya başlayınca biraz moralleri bozulur. Bir de tansiyon problemi varsa, borsalar daha çabuk bozulabilir. Ama şunu unutmayın ki, enflasyon bu yılın sorunu değildir. Enflasyon 2010 yılının ortalarından sonra ciddi bir sorun olmaya başlayacaktır. Ama böyle olacağını düşünenler şimdiden gardını almaya başlamışlardır. Bunların başında da Çin vardır. İleride ortaya çıkacak olan enflasyonu gören Çin, mal piyasalarından alım yapmaya başlamıştır. Parasını ABD tahvillerinde tutmak yerine, demir cevherini alıp bir kenara koymak daha mantıklıdır.

Sonuç olarak, kredi piyasalarının işliyor olması ve artık bankaların batma olasılığının ortadan kalkması nedeniyle, dow jones bir daha 6500'ü görmez. Bunu aylar önce zaten yazmıştım. Fakat dow jones'un yeniden 7000 ile 7500 aralığını görmesini bekliyorum. Bu sevinç çığlıklarından sonra şöyle bir gelişme olacaktır. Son zamanlarda gelen olumlu ekonomik veriler, kötüleşmenin zayıflaması verileridir. Bundan sonraki süreçte piyasaları coşturacak ve yükselişi devam ettirecek faktör, ekonomideki verilerde belirgin bir şekilde iyileşme görülmeye başlanmasıdır. Ama şunu bilin ki şu an hiçbir firma hemen yatırıma başlamayacak ve işsizlik de gerilemeyecektir. Bunların başlayacağı en erken dönem 2010 başları olabilir. Şu sevinç ortamı bitince hastanın ne zaman ayağa kalkacağı konuşuluyor olacaktır. Bunun uzun zaman alacağı aşikardır. O zaman hisse senetleri piyasalarında gerilemenin olması kaçınılmazdır. Her kriz sonrasında bu tür sevinç çığlıkları atılır. 1929 krizinde bile borsa 381 seviyesinden 190-200 aralığına geriledikten sonra 294 seviyelerine kadar yükselmiş ama ondan sonra da izleyen 2.5 yıl içinde 40 seviyelerine kadar düşmüştür. Bu sefer aynı şeyin olmasını bekleyemeyiz. Çünkü 1929 sonrasında alınan önelemlerle, şu an alınan önlemler arasında 180 derece farklılıklar var. Şu an dow jones'taki yükseliş bir boğa piyasasının başlangıcı olamaz. Önümüzdeki 2-3 ay içinde en geç Ağustos sonuna kadar ciddi bir düzeltme ile karşı karşıya olacağımızı düşünüyorum.

Fakat çok kısa vade için, teknik olarak bakınca da dow jones'un 9400'e kadar yükselme olasılığının da olduğunu belirtelim. Bu hafta para dergisinde bu konuyu enine boyuna yazdım ve bu konuda strateji verdim. Bu yazının önemli olan bölümü aşağıdadır.

"Bundan sonraki süreçte eğer Dow Jones endeksi 9.400’lere doğru yol alırsa ki, Fibonacci analizine göre bu olasılık yüksek görünüyor, bu durumda bizim endeksimiz de, 36 bini yukarı geçerek 37.500 ve 38.000 aralığını görebilir.
Evet böyle bir hareket olabilir. Çünkü son iki haftanın fiyat hareketleri bu tür bir olasılığı da ortaya çıkardı. Acaba şimdi yatırımcı ne yapmalı? Veya ben hisse senedine yatırım yapıyor olsaydım ne yapardım?
Endeks 34 bin ile 35 bin aralığında bir yerlerde iken, Endeksle çok yakın hareket eden kağıtlardan (Bankalar veya endeks fonları, sigorta şirketleri, portföylerinde hisse ağırlıklı olan yatırım ortaklıkları vs…) alım yapardım.
SENARYO A: 34 bin seviyesinin altında kapanış olacağını anlarsam zararıma katlanıp satış yapmam gerekecek. Yani varsayalım ki biz 34.650’den alım yaptık ve ertesi gün endeks 35.250’ye gitti. Daha sonraki gün ise satışlar geldi ve endeks 34 binin altına geldi ve saat 16:45’i gösterirken endeks 33.900 seviyelerinden işlem yapıyordu, işte bu durumda endeksin 34 binin altına kapatma olasılığı yükseldiği için zarar katlanıp satmam gerekiyor.
SENARYO B: Alım yaptıktan sonra endeks 34 bin ile 36 bin aralığında gidip gelirse sorun yok. Fakat 36 bini yukarı geçerse hedefi 37.500-38.000 olacaktır. Fakat grafiklerde garip bir durum daha var. Dow Jones grafiklerinin 9.400’e kadar çıkma olasılığı yüksek görünürken, bizim endeksin 36 bini yukarı geçme ve istikrarlı bir yükseliş sergileme olasılığı düşük görünüyor. Yani dow Jones 9.400’e gitse bile sanki bizim endeks 36 bini aşmakta çok zorlanacakmış gibi bir teknik görünüm sergiliyor. Sonuç olarak bekleyip göreceğiz. Fakat eğer şu anki koşullar altında en az iki senaryoya göre pozisyon almazsanız çok zarar edebilirsiniz. Arzu eden alım için En azından Temmuz sonu ve Ağsutos ayı ortalarını beklesin, arzu eden de kısa vadeli bir yükselişe katılmak üzere, yukarıda tarif ettiğim şekilde davranabilir."

Daha fazla uzatmayayım. Doların yönü konusunda da, kısa vadeli yön tahmini yapmak zor ama dow jones'da belirgin bir gerileme başladığı anda, önümüzdeki 1-2 ay içinde 1.65-1.75 aralığına kadar yükseliş olabilir.

Bugünlük de bu kadar, kalın sağlıcakla...

Yaşar Erdinç

http://www.bilgeyatirimci.com/yasar_erdinc