• Binlerce ürün EkoPC'de
  • Yönetim Danışmanlığı


ekobi.net Reklam Paylaşım Sistemi

 Serkan ÇEVİK  28/05/2009,18:07

Tarımda 'zarar görevi' dönemi geri geldi


Başlıkta tashih hatası olduğunu sanmayın, bilerek "zarar görevi" diyorum.

Asıl adı "görev zararı"dır ama bürokratlar 2000 öncesinde, yani bu uygulamanın yoğun olduğu dönemde, "görev zararı" yerine "zarar görevi" demeyi tercih ederler, uyguladıkları yöntemin ne kadar yanlış olduğuyla, bu tanımlamayla dalga geçerlerdi.

Çünkü kamu kuruluşlarına, KİT'lere piyasa değerinin üzerinde fiyatlarla mal satın alma görevi verilir, sözde Hazine'nin arada oluşacak farkı bu kamu kuruluşuna veya KİT'e ödeyeceği söylenir ama ödenmezdi. Yani devlet bu KİT'lere fiili olarak "zarar görevi" vermiş olurdu.

Sonunda ne olduğu ise malum: KİT'ler, kamu bankaları verilen bu görevler nedeniyle büyük zararlar ederler, zaman zaman bu zararları karşılamak için Hazine kağıtları verilir, dolayısıyla hem kamu zararı büyür hem borçlanma artar hem de faizler hızla yükselirdi.

2000 yılı IMF programı, ardından 2001 krizi ve güçlendirilmiş ekonomik program, bir yandan kamu bankalarının bu kuruluşlara kredi verip batağa yazmasını engellediği gibi, tarımsal ürünler başta olmak üzere "görev zararı" uygulamasını da ortadan kaldırdı. Elbette hükümetler belli ürünleri destekleme kararı alabilirlerdi ama 2000'den sonra verilen bu görevin bedelinin, bütçeye yazılıp anında ödenmesi esası getirildi. Yani bütçede artık her şeyi görür olduk, bütçede yer almayan görevler için Hükümetler "görev zararı" talimatı veremediler.

İşte bir süredir uyardığımız gibi, AKP Hükümeti son döneminde bu ilkeyi çiğnedi.

Aslında uygulama son iki yıldır yeniden devreye sokuldu ama artık mızrak çuvala sığmaz hale geldiği için herkes tarafından görülmeye, faturası da giderek büyümeye başladı.

Referans Gazetesi olarak bir süredir, mali disiplinin temel olarak bozulması anlamına gelen bu uygulamayı yakından takip ediyor, gelişmeleri ve gelen tehlikeyi size aktarmaya çalışıyoruz. Bugünkü Neşe Karanfil'in haberi de gelinen son aşamayı açıkca gösteriyor.

Hazine'nin bütçe ile ilişkilendirilmeden TMO'ya 2.6 milyar TL'lik özel tertip Hazine kağıdı vermesi için, hükümet bir yasa çıkarılıyor.

IMF olsa karar alınabilir miydi

Hem de bu yasa maddesi, uzun zamandır beklenen Kredi Garanti Fonu ile ilgili yasal düzenlemenin içine yedirilerek, uygulamaya sokuluyor.

Yani ekonomide 2000 yılı öncesine, KİT ve kamu bankaları zararlarını büyüten, kara deliklerin oluştuğu, sonuçta tarihimizin en büyük krizine yol açan mali disiplinin sağlanamadığı döneme geri dönüş konusunda ciddi sinyaller alıyoruz.

Bir yandan kamu borçlanması için getirilen sınır ek bütçe çıkarılmayıp, yasayla deliniyor, öte yandan "görev zararı" uygulaması hortlatılarak, bütçenin de dışında Hazine'nin kağıt vermesi uygulamasına geri dönülüyor.

Aynı zamanda şeffaflık ilkesi temelden dinamitlenmiş oluyor.

Peki neden bu yola gidiliyor derseniz çünkü hububat alımı bu yıl yüksek, bir yandan fındık alımıyla görevlendirilip yüksek zararlara mahkum kılınan TMO, öte yandan bolca hububat alıp zarar edecek. Amaç ise açık, AKP Hükümeti seçimleri ve alacağı oyu düşünüyor.

Başta sona mali disiplini yok sayan bir uygulama ile karşı karşıyayız...
Sizce IMF anlaşması olsa, hükümet böyle bir kararı alabilir miydi?

Erdal Sağlam

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?YZR_KOD=85&HBR_KOD=123324




Başlıkta tashih hatası olduğunu sanmayın, bilerek "zarar görevi" diyorum.Asıl adı "görev zararı"dır ama bürokratlar 2000 öncesinde, yani bu uygulamanı...

( KB)

* Bu habere ilk yorumu siz yapın

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.