ABD’nin finansal krizinin faturası başarılı bir şekilde tüm dünyaya çıkartılmaya devam ediyor. Avrupa, Uzakdoğu, Rusya, Çin; isteseler de istemeseler de Amerika’yı içerisine düştüğü bataktan çıkarmaya çabalıyor.
Başarılı olma ihtimallerini de gittikçe arttırmaya çalışıyorlar. Çünkü Amerika para basma makinemi istediğim kadar çalıştırırım diyor. Yani para gani. Ama maalesef değeri yok (olacak/olabilir). Birşeyden dünyada kıt miktarda varsa kıymetlidir. Bunu Amerika bilmeyecek değil fakat işin içinde başka hesapların da olabileceğini hesaplamak gerekiyor. Bu hesapları biz anladığımız zaman yine geç olmuş olacaktır. Bizim için önemli olan bizim para piyasalarındaki gelişmelerin trendi olacaktır.
YTL/DOLAR
Bütün olay cari açığımızı ve özel sektörün döviz borçlarını nasıl ödeyeceğini bilememesinden kaynaklanıyor. Burada IMF ile bir anlaşmaya gidip piyasayı rahatlatma amacı güdülüyor. Bu sayede daha rahat borç bulabiliriz diye fakat bize borç verebilecek ülke ve kurumların da durumu pek içaçıcı değil. Yani herkes kendi evindeki yangını söndürmeye çalışırken kimse kimseye bir kova bile su veremeyebilir. Tabii burada tefeci gibi çalışan kişi ve/veya kurumlara karşı da dikkatli olmak lazım.
Peki bu ihtiyacı içerisinde bulunan döviz nereden bulunacak. Ya hükümete baskı yapıp 2B’ler kelepir fiyatına satışa çıkarılacak, ya da Türk halkının döviz mevduatları bir şekilde ellerinden alınacak. Ellerinden alınacak diyorum çünkü yedi sene bu dövizi halka taşıttırdıktan sonra şimdi yedi sene önceki ortalama 1.65 YTL kuruyla bu dövizi talep ediyorlar. Yani bunca senedir aldıkları faiz de, yanlarına kar olarak kalmış olacak. Bunun farkında olan MB döviz aşağı gelince alım ihaleleri açıp, halkın dövizini ucuza kaptırmam mesajı veriyor ama bunu halkın da anlaması lazım. Halkın elindeki dövizi nasıl ucuza alırsınız? 1.75 YTL’yi görmüş doları mümkün olduğunca aşağı basarak! Böylece halk panikler ve satar siz de gidip bu dövizleri alırsınız. Benim gördüğüm dolar kuru seviyeleri 1.52 – 1.82 ve 1.99 YTL’dir. Bu bantlar arasında tabiiki çok fazla al-sat bantları vardır. Bu insanların kişilik yapıları ve al-sat hızlarına bağlıdır. Önemli olan ağaçlara bakarken ormanın içerisinde kaybolmamak, ana trendi gözden kaçırmamaktır.
FAİZLER
Dünyada neredeyse bütün merkez bankaları Amerika Merkez Bankası’na yardımcı olmak için faizleri aşağı çekmeye devam etmektedirler. Burada amaç; krizin maliyetini bütün dünya devletlerine çıkartmaktır. Yani fatura bütün devletler aracılığıyla halklara yansıtılmıştır. Bunun için de herkes birer birer işinden olmakta, mümkünse daha az yemekte ve daha kanaatkar olmak zorundadır.
Bu nedenle faizlerin kolay kolay yükseliş trendine girmesi şimdilik hayaldir. Krizin maliyeti netleşip, hesaplar yapılana dek en iyi ihtimalle dünyada faizler yatay bantda kalır. Bizim merkez bankamız da her fırsatta faizleri aşağı çekmeye çalışacaktır. Yalnız halkın elindeki döviz erimeden faizleri hızlı bir şekilde aşağı çekmesi daha yararlı olacaktır.
€/$ PARİTESİ
Finansal piyasalardaki yapılandırılmış ürünler nedeniyle dolara olan talep zayıflamaya başladığı zaman, paritenin de toparlanmaya başlayacağını bekleyebiliriz. Fakat bunun süresini söylememiz biraz zor. Zaten piyasalar bunu biliyor olsa tünelin ucundaki ışık az da olsa görülmüş olur. Bu da demektir ki; krizin sonunu bir şekilde görmüş oluruz. Paritedeki seviyeler 1.18-1.26 ve 1.36 olarak kendini göstermektedir. Burada önemli olan Amerika’nın işsizlik, konut ve tüketim verilerinin ne zaman iyileşme sinyalleri vereceğini takip etmek olacaktır. Ama uzun vadeli düşünenler için euro biriktirip, ellerindeki dolarları kademeli olarak azaltmaları bahsettiğim nedenlerden ötürü akılcı olacaktır. Burada özellikle borçlu şirketlerin finansal yapılandırmalarını yaparken projeksiyonlarını tekrar elden geçirmelerini öneriyorum. Paniklemek yerine neyi, niçin yaptıklarını iyi tespit etmesi ve yürülüğe koyması yeterlidir. Herkesin aynı gemide olduğu unutulmamalıdır.
Emtialar & Altın
Amerika içine düştüğü durum nedeniyle ya para basacak yada borçlanmasını arttıracak. Dolayısıyla her iki seçenekte de doların zayıflayacağı açık ve nettir. Böyle bir süreçte emtiaların ve altının güçlenmesini ve prim yapmasını beklemek gayet doğal bir sonuçtur.
Dünyadaki hisse senedi piyasası ve İMKB
Bazı şirketlerin değeri kasasındaki tutardan bile daha ucuz hale gelmiştir. Şirketin varlıkları ve nakit akışı hiç hesaba katılmıyor. Temettü verimliliği, büyüme potansiyeli herşey gözardı edilmiş durumda. Böyle zamanlar uzun vadeli düşünebilen ve nakitte olanlar için önemli bir fırsattır.
Hepimize sağlık, huzur ve bereket dolu nice bayramlar diliyorum.
Serkan Çevik
not:
Gelen talep üzerine haftalık Ekonomist Dergisi’nde çıkmış olan diğer yazılarımı tarih sırasına göre 29 Eylül 2008′de siteye aktarmıştım. İlgili link’ten ulaşabilirsiniz. Bilgilerinize.






7 Aralık 2008
Kategori


