‘Strateji & Yönetim’ Kategorisi Arşivi

İnanılmaz evrimleştim

Çünkü sırrın sırrının sırrını öğrendim

Özer Uçuran Çiller bir süredir tüm vaktini spiritüel konularda okuyup üreterek geçiriyor. Tamamlayıcı tıpla, tanrıbilimle, kuantum fizikle ilgileniyor, Stephen Hawking’in kozmoloji teorilerini okuyor. Geçen yılın başında Rhonda Bryne’ın bestseller kitabı Secret’a (Sır) gönderme yapan “Sırrın Sırrı” kitabını yazdı. Şimdi de “Yazgı, Değişken Kader.” Çiller hem kitabındaki kader kavramını hem de bu kitapların kendisini nasıl değiştirdiğini anlattı.

Kitap yazma konusundaki üretkenliğinizden başlayalım. “Sırrın Sırrı” kitabının üstünden bir sene bile geçmeden

Girişimciliğin Evrimi ve Yeni Bir Yaklaşım: Ahi-girişimcilik

Günümüze kadar dünyada etkin süpergüç olmuş devletler incelendiğinde hemen hemen hepsinin temelinde bir tür girişimcilik yattığı görülmektedir.

 

Sanayi devrimini gerçekleştiren İngiltere’nin süpergüç olmasını sağlayan etmen, kolonileşmeye dayalı bir tür girişimciliktir. Kölelik ve sömürüye dayalı bu girişimcilik türü sayesinde İngiltere, kolonileri kontrol altına alarak oradaki kaynakları, silah zoruyla ve kölelik sistemiyle kendi ülkesine aktarmış, ekonomik olarak güçlenmiştir. Bunun maliyeti sadece kolonilerdeki yöneticiler ve askeri birliklerin maliyeti olmuştur.

Bu, medeniyet krizi ve 2024′e kadar sürecek

Hakan Kırkoğlu için favori astroloğum yazmıştım. Hálá öyle. Alya’ya sezaryen için tarih verdiklerinde aramıştım, “2 Şubat 2005 uygun mudur?” diye sormuştum, sonra “Alya ismini vermek istiyoruz ne dersin?” demiştim.

Ben ara ara ona danışırım, onu severim, engin bilgisine, önsezilerine, öngörülerine itibar ederim. Bir tek kusuru var, fazla bilgili. Biliyorum, bu ne zamandan beri kusur oldu diyeceksiniz. Şöyle: Eğer bütün bildiklerini yazıya sokuşturursan, yazı yoğun ve anlaşılmaz oluyor, zaman zaman Kırkoğlu’nun yazılarını takip etmekte zorlanıyorum. Ben

Hüsnü Özyeğin’den krize karşı çözüm önerileri

Fiba Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin, Türkiye’de reel sektöre devlet eliyle yaratılacak 30 milyar dolarlık bir fonlamayla destek olunması gerektiğini söylüyor. Banka yöneticiliğinden banka patronluğuna yükselmiş, dünyada ender rastlanan bir isim Hüsnü Özyeğin. Bankacı olmasından dolayı finans piyasalarını tüm ayrıntılarıyla bilmesinin yanı sıra, reel sektörün durumunu da çok net analiz edebiliyor. Zira o, büyük küçük ayırmadan tüm kredi müşterileriyle tek tek ilgilenen, fikir alıp fikir veren bir bankacı. Sadece İstanbul’u değil, Anadolu sanayisini de yakından takip ediyor. KOBİ’lerin sorunlarını çok iyi biliyor…

Nuh’un gemisinden…

Ünlü bir yönetici, “Bilmem gereken her şeyi, Nuh’un Gemisi’nden öğrendim,” demiş. Nelermiş öğrendikleri?

1)Doğru gemiyi kaçırma.

2)Hepimizin aynı gemide olduğunu unutma.

3)Vakit gelip çatmadan planını yap.
Hz. Nuh, gemisini inşa ederken yağmur yağmıyordu!

4)Kendine hep iyi bak ve büyük günü bekle. Altmışına merdiven dayadığında bile, gerçekten büyük bir iş yapman için önün açılabilir.

5)Eleştirileri dinle, eleştirenlere kulak asma, yapılması gerekeni yapmaya devam et.

6)Geleceğini zirveler üzerine kur, dalgalar sana ulaşamasın.

7)Ne olur ne olmaz, arkadaşla yola çık.

8)Hız her zaman kazandırmaz. Yılanlar da gemideydi, çitalar da.

9)Üzerinde aşırı baskı hissettiğinde, bir süre boşlukta yüz.

10)Titanik’in profesyoneller, Nuh’un gemisi’nin ise amatörler tarafından yapıldığını unutma.

11) Fırtınanın gücü ne olursa olsun, eğer doğru yoldaysan, seni bekleyen bir gökkuşağı mutlaka vardır.

Gemi sağlam ama…

Eczacıbaşı Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, küresel finans krizinin Türkiye’ye etkileri konusunda konuştu.

Hükümetin küresel kriz karşısında ekonominin güçlü yönlerini vurgulamasını destekleyen Bülent Eczacıbaşı, “Telaşa kapılmamayı doğru buluyorum ama önlem almamayı, krizi küçümsemeyi doğru bulmuyorum. Gemimiz sağlam ama artık rüzgar değişti, fırtınaya döndü. Şimdi farklı bir düzen tutmamız gerekli” dedi.

Eczacıbaşı Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı,

CEO’lar ve Liderlik

Yöneticiler işletmenin amaçlarına ulaşmasında önemli rol oynarlar. Çağdaş örgütlerin daha da büyümekte, karmaşık bir durum almakta oldukları düşünülürse bu payın artacağı kesindir.

Bir CEO’nun liderlik niteliklerine sahip olması gereğinin en önemli nedenleri arasında motivasyon ve karar alma bulunmaktadır. Çünkü, yönetici insanların yönetimini başarabilmesi için iyi bir davranış yorumlayıcısı, ve iyi bir motivatör olması gerekir. Bunun yolu ise liderlikten geçer. Karar alma açısından da durum böyledir. CEO’nun işi, zamanında kararlar almaktan ve özellikle belirli derecelerde riskler taşıyan kararlar almaktan ibarettir. Karar alma sürecinin pahalı olması, etkinlik ve rasyonelliğe dayanması, belirli bir davranış özgürlüğü ve otoriteyi gerektirmesi, geleceğe yönelik olup tahmine dayanması, kararın alınıp uygulanmasının optimal bir zaman süresini gerektirmesi ve alternatif giderler doğurması, onu sıradan insanların başarabileceği bir husus olmaktan çıkarır. Ancak liderlik özelliklerini taşıyan bir CEO veya diğerleri karar almanın bütün bu güçlüklerine karşın, tutarlı kararlar almakta daha başarılı olabilirler.

——————————————————————————–

Örnek Olay

Coca-Cola’nın CEO’su Roberto C. Goizueta 1997 yılında akciğer kanseri teşhisi konulur konulmaz ölmesi üzerine firma derin bir şoka girmiş ancak yaşanan olay firmanın performansı üzerinde hiçbir etki yaratmamıştır. Goizueta ölmeden önce M. Douglas Ivester’in olağanüstü CEO yeteneklerini keşfetmiş, firma herhangi bir gizliliğe gerek duymadan organizasyonel yedekleme faaliyetlerine girişmişti. Goizueta’ya göre organizasyonel yedekleme yetenekli insanları bulup keşfetmek ve onlara hakettikleri terfileri sağlamaktan ibaretti. Yerine herhangi birini atama veya yetiştirme bir firma için en başarılı delegasyon yeteneğinin göstergesiydi.

——————————————————————————

Bunlardan dolayı bir işletmede CEO’nun rolü çok büyüktür. Nitekim yönetim, başkaları aracılığı ile iş görme sanatı olduğuna göre, önder olmayan bir kişinin bunu uzun süreli yürütmesi mümkün değildir. Biçimsel otorite aracılığı ile bu durum zorlanabilse bile, başarı doğurmayacaktır.

Karar açısından bakıldığında, bir CEO’nun liderlik özelliklerine sahip olup olmadığını, verdiği kararlarla değerlendirmek olanaklıdır. Motivasyonu, denetlemeyi, işgören katılımını sağlayarak, buna işgören uyumunu kolaylaştırmayı da eklersek, lider bir CEO’nun işletme açısından rolü ve önemi daha iyi anlaşılmış olacaktır.

Yönetim İşlevleriyle Liderlik Arasındaki İlişkiler

P.F. Drucker, verimliliğin işi doğru yapmak, etkinliğin ise doğru işi yapmak olduğunu söylemektedir. Örgütsel verimlilik ve etkinliğin gerçekleşebilmesi için de yönetsel verimlilik ve etkinliğe gerek vardır.

Yönetsel verimlilik, yöneticinin planlama, örgütleme, yürütme, eşgüdüm sağlama ve denetim işlevlerini tam anlamıyla yerine getirip yönetim faaliyetlerinde en az girdiyle en fazla çıktıyı alması anlamına gelmektedir. Yönetsel etkinlik ise, yöneticinin yönetim faaliyetlerinde kendisini başarıya ulaştıracak bir yönetim yaklaşımıyla hareket etmesi ve başarılı olması anlamını ifade eder.

Bütün bunlar, bir CEO’nun lider olup olmamasını nasıl etkileyecektir?

Neyin, ne zaman, nasıl, nerede ve kim tarafından yapılacağını önceden belirleme süreci olarak adlandırdığımız planlama işlevinin yerine getirilmesinde, yöntem, insan, araç ve amaçlarla ilgili olarak yapılacak hatalar, yönetsel başarısızlığa neden olabilecektir. Kullanılacak kaynak ve olanaklar açısından içinde bulunulan koşullara uygun hedefler saptanmazsa, bunlara erişmek mümkün olmayacaktır. Bu hedefleri belirleyecek olan kişiler, CEO’lardır. Bu noktada, yöneticinin liderlik nitelikleri taşıması gerekir ki, başarısızlıkla karşı karşıya kalmasın. Çünkü lider sonuçta bir yöneticidir ve ileriyi görebilendir. Uygun kararlar alma yeteneğine sahiptir. Hayalperest de değildir, aşırı karamsar da. İçinde bulunulan durumla, eldeki kullanım potansiyeli arasında en doğru ilişkiyi kuracak ve gelecek için hedefleri buna göre belirleyecektir. Böylece planlama işlevi başarıyla yerine getirilmiş olacaktır.

Açık, kabul edilebilir bir amaç ile rasyonel, esnek, optimal bir zamana sahip, dengeli ve örgütün gücüne uygun bir planı, ancak liderlik özelliklerini taşıyan bir CEO yapabilir.

Planların uygulamaya konulabilmesi için ikinci yönetim işlevi olan örgütlemenin de istenen veya olması gereken biçimde gerçekleştirilmesi gerekir. Örgütleme işlevini yerine getiren CEO, planlama evresinde tasarlanan ve işletmeyi amaçlarına ulaştıracak olan faaliyetleri ve işleri daha ayrıntılı bir biçimde saptayacak, işleri bölümlere ayıracak, maddi ve beşeri üretim etmenlerini tedarik edecek, onları işletme içerisinde uygun alanlara yerleştirecektir. Bütün bunlar sıradan insanların yapacakları şeyler değildir. Bir CEO, burada da özellikle liderlik yönünü ileri çıkarmak zorundadır. Bunun için de, zekasını, yöneticilik yeteneğini, kişisel girişimciliğini, ikna gücünü, kararlığını olaylara egemen olma gücünü kullanacaktır.

Bir işi planlayıp onunla ilgili örgütlemeyi tamamladıktan sonra sıra, işi başlatıp yürütmeye gelir. Bu husus, yönetimin yürütme işleviyle ilgilidir.

Günümüz CEO’larının Temel Hedefi

Sanayi lideri olmak  %57

En iyi müşteri-odaklı firma olabilmek  %53

En kazançlı firma olabilmek  %44

En iyi yönetilen firma olmak  %32

Çalışılacak en iyi firma olmak  %30

En yeteneklileri tutabilmek  %25

En yenilikçi firma olabilmek  %23

En güçlü küresel markalara sahip olabilmek  %17

En bilinen firma olabilmek  %16
Bir CEO, hiçbir zaman, faaliyetlerin planlara denk bir biçimde yürüyeceğini düşünmemelidir. Çünkü, olanlar tahminidir. Planlardan sapmalar mümkündür. Bu sapmaları emir verme yetkisini kullanarak düzeltecek olan kişi CEO’dur. Başlayan bir faaliyetin hem sürdürülmesi, hem de amaç ve planlara uygun olması, yürütme işlemine önemli bir konum kazandırmaktadır. Çünkü, bir şeyi söz veya biçim planından uygulama planına aktarmak, ama başarıyla aktarmak maharet ister. Bu beceriyi ise ancak liderlik niteliklerine sahip bir CEO gösterebilir.

Faaliyetlerin uyumlaştırılması evresinde ise, yöneticinin eşgüdüm sağlayabilme yeteneği devreye girer. İyi bir liderin özellikleri arasında, kişilerarası ilişki kurmayı da göstermiştik. Eşgüdümün birinci koşulu budur. Kişilerarası ilişki kurmakta zorluk çeken bir yöneticinin eşgüdümü başarıyla sağlaması olanak dışıdır. Hem insanlararası, hem de faaliyetlerarası uyumlaştırma ve bunun yanında faaliyetler ile çalışanlar arasında uyum sağlama eşgüdümün, bir başka deyişle koordinasyonun temel işlevidir.

Koordinasyonu sağlamanın en önemli güçlüklerinden birisi, çalışanlar arası işbirliğini oluşturamamaktır. İşbirliğinin oluşturulmasında motivasyon, iletişim, grup davranışı ve grup dinamiğinin yöneticilerce bilinmesi önemli rol oynar. Tutarlı rol dağıtımı, zaman ve hareket etüdünün yapılması, uygun kararlar alma, hem yöneticilerin kendi bölümlerinde, hem de CEO’nun tüm işletmede eşgüdüm oluşturmasına katkıda bulunur.

Bu noktada kendimizi şöyle bir sonucun dışında tutmamız mümkün değildir: Eşgüdüm sağlamak isteyen CEO, yukarıda sayılanların tümünü yerine getirecek kapasitede midir? Bu soruya verilecek “evet” yanıtı, ancak bir lider CEO için geçerli olacaktır.

Planlama, örgütleme, yürütme ve eşgüdüm işlevlerinin ne ölçüde başarıyla tamamlandıklarını saptamak da CEO’nun görevidir. Bu görev, yönetimin denetim işlevini ortaya çıkarır. Denetim, nelerin yapıldığını, nelere ulaşıldığını ve amaçlardan sapma olup olmadığını belirler. Denetim işlevinin, standartların belirlenmesi, fiili durumun saptanıp yorumlanması, standartlar ile gerçekleşmiş durumun karşılaştırılması suretiyle sapmaların belirlenmesi ve yorumlanması, sapmaların nedenlerinin ve bunları düzeltici önlemlerin belirlenmesi gibi evreleri vardır. Bu evrelerin hatasız yerine getirilmesi ve gerçekçi bir denetimin yapılabilmesi için CEO’nun çok iyi bir değerleyici olması gerekir. Kişileri ve olayları tutarlı değerleyebilme özelliğini yeterli ölçüde ancak bir lider CEO taşıyabilir.

Kısaca şunu söylemek mümkün; işletmelerin asli ve tali amaçlarına ulaşabilmesi için örgüt yönetimi açısından birinci koşul, ya liderlik özelliklerine sahip kişilerin yönetim kademelerine getirilmeleri ya da yönetim kademelerine getirilmiş kişilerin liderlik özelliklerini kendilerinde taşımaları durumudur. Yerine göre makro, yerine göre de mikro yaklaşımla hareket eden yöneticinin kısa süre içinde yetmezlik düzeyine ulaşmaması için de liderlik, kaçınılmaz bir olgudur.

Fortune 500′e göre CEO’ların Liderlik Özellikleri

Küresel Düşünme  %79

Rekabetçi Olma  %78

Stratejik Düşünme  %78

İyi İletişim Kurma  %69

Güvenilir Olma  %65

Yüksek Profil  %62

Marka Uzmanı Olma  %55

İnsan Odaklı Olma  %47

Tutkulu Olma  %37
Referanslar

Bingöl, D. (1998). İnsan Kaynakları Yönetimi. İstanbul: Beta Yayınları.
Koçel, T. (1998). İşletme Yöneticiliği. İstanbul: Beta Yayınları.
Yozgat, O. (1983). İşletme Yönetimi. İstanbul: Beta Yayınları.
www.ceosuccession.com

Alınan Kaynak : http://www.insankaynaklari.com/bireyler/trends/globalbakis/ceo_liderlik.asp

 

Benden zeki insan çok benim farkım planlı programlı olmam.

Benden zeki insan çok benim farkım planlı programlı olmam.

En baba Amerikan üniversiteleri Enes’in peşine düştü, o Harvard’ı seçti

Vehbi Koç Vakfı Koç Özel Lisesi son sınıf öğrencisi Enes Ayaz’ı (19) almak için Harvard, Yale, MIT, Stanford, Columbia ve Wesleyan gibi saygın Amerikan üniversiteleri sıraya girdi.

Yabancı öğrencilere pek burs vermeyen Stanford, Ayaz’a eğitim bursunun yanı sıra yemek, yatakhane, kitap ve ihtiyaç bursu vermek istedi. Diğer üniversiteler de öğrenim bursu dışında yıllık 50 bin doları aşan burs teklif ettiler. Enes Ayaz, bu 7 üniversite arasında Harvard’ı seçti.

Okulun yurtdışı üniversite rehberlik bölümünde 15 yıldır çalışan Asuman Okman, “Bugüne kadar böyle bir şey görmedim. Okul yöneticileri, yolladıkları kabullerin üstüne ’Lütfen bize gelsin’ diye notlar düşmüşlerdi” diye anlatıyor.

NOTLARI HEP 5.00 OLDU

Tabii Enes Ayaz, tüm öğrenim hayatı boyunca hep başarılıydı. Koç Özel Lisesi’ne Türkiye 20’ncisi olarak girmiş, en yüksek puanla burslu olarak kabul edilmişti. Okula girdiği yıldan bu yana karnesindeki notları hep 5.00 oldu.

Babası Türk Telekom’da İletişim Şebekeler Müdürü olarak çalışıyor, annesi de TEAŞ’ta teknisyen. Annesiyle babası çalıştığı için 1.5 yaşından beri kreşe giden Enes, ilköğretimin ilk dört yılını Sakarya’da bir devlet okulunda, sonra aynı bölgede bir özel okulda okudu. Şimdi VKV Koç Özel Lisesi’nde fen bölümünde eğitim görüyor.

Onun bu üniversiteler tarafından kabulünü sağlayan tek özelliği notları değil. Aynı zamanda sosyal olarak çok aktif bir öğrenci. Okulun ilk yıllarında folklor oynadı, yatılı komitesinde görev aldı, Atatürkçü Düşünce Kulübü’ne üye oldu. Şimdi okulun Öğrenci Birliği Başkanı, basketbol takımında oynuyor. Volvo’nun gençler arasında düzenlediği çevre proje yarışmasında atık kutulardan okul sırası yaparak dünya şampiyonu oldu; Bentley College ile Time Magazine’in düzenlediği 2007’deki yarışmada geleceğin 25 lideri arasına seçildi, Türkiye’den seçilen tek genç oydu. O kadar programlı bir öğrenci ki, yanından ajandasını hiç eksik etmiyor. Ajandada neler yapacağı titizlikle arka arkaya yazılı. Spora, sanata, müziğe, derslerine her gün zaman ayırmak için gayret ediyor.

HİÇ OLMADI YEREL SİYASET YAPARIM

Harvard’da sosyal bilimlerde eğitim görmeyi düşünen Enes’in en büyük ideali politikacı olmak. Kendi jenerasyonunun politikaya ilgi duymamasından rahatsız: “Yaşıtlarım biraz politik olmalı, taraf tutmalı, kendi geleceklerinden korkmamalı. 40-50 yaş grubunun karar vereceği bir 2050 Türkiye’sinde biz yaşıyor olacağız. Onun için bazı kararlar alınırken işin içinde olmalıyız.”

Politikadaki hedeflerini şu anda belirlemiş değil. “Önüme hangi kapılar açılır bilmem” diyor. “Ama en kötü ihtimalle yerel siyaset düşünüyorum, Sakarya ya da Adapazarı için.” Siyasetin yanı sıra, ne olursa olsun “sıradan” bir meslek adamı olmamaya kararlı.

Enes, şu anda bir de üniversite sınavına hazırlanıyor. Hem okuluna, hem de dershanesine vefa borcunu ödemek, bir de ÖSS’yi yaşamak istiyor. Tek tercihi, gitmese bile Hacattepe Üniversitesi İngilizce Tıp bölümü olacak.

Enes Ayaz

Benden zeki insan çok benim farkım planlı programlı olmam

Benden zeki bir sürü insan var. Benim farkım her şeyi planlı programlı, zamanında yapıyor olmam. Kabul edildiğim üniversiteler arasında seçim yapmak benim için lüks oldu. Yale, MIT ve Harvard arasında seçimde zorlandım. Şehir, hocalar ve bölümleri inceleyerek Harvard’da karar kıldım. Orada sosyal bilimler programı dışında, ekonomi ve matematik bölümünü birlikte okumak istiyorum. İlk yıl bütün derslerden azar azar tadıp, karar vereceğim. Gidişimi hep 10 yıl geriye gelmemek olarak düşünüyorum. Dört yıl lisans eğitiminin ardından, lisansüstü eğitim yapacağım. Sonra da uluslararası bir iş tecrübesi edinip, Türkiye’ye döneceğim.

Aslında hep ders çalışan biri değilim. Zamanımı iyi programlıyorum. Son dönemde uyku saatlarimden feragat ettim, en son 6 saate düşürdüm. Ama arkadaşlarımdan feragat etmedim. Ne olursa olsun hep onlarla birlikte oldum, onlarla dışarı da çıktım. İçimde kalan tek şey, bir müzik aleti çalamamak oldu.

26 Nisan 2008

Nuran ÇAKMAKÇI

http://www.hurriyet.com.tr/cumartesi/8790518.asp?m=1

Kutuplaşma Bizi Risk Körü Yaptı

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, “Siyaset sahnesindeki kutuplaşma yüzünden, Türkiye ekonomisini bekleyen riskler yeterince algılanamıyor ve bu riskleri iyi yönetmek için tatmin edici bir çaba gösterilemiyor” dedi.

Yalçındağ, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu’nun (TÜRKONFED), Şanlıurfa Sanayici ve İşadamları Derneği (ŞUSİAD) ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Başkanlar Konseyi” toplantısında, Türkiye’nin dört bir yanından toplantıya katılan dernek başkanları ve yöneticileri ile federasyon başkanları ve TÜRKONFED yönetiminin, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi konjonktürü tartıştığını ve yeni açılımlar aradığını belirtti.

ÇATIŞMALI ORTAM: Siyaset sahnesindeki “çatışmalı ortamla” ilgili görüşlerini daha önce açıkladıklarını hatırlatan Yalçındağ, siyasi liderler ve kadrolara yaptıkları sağduyu çağrısının geçerliliğini bugün de koruduğunu ifade etti. “Gerilimin düşürülmesi, diyalog kanallarının açılması, herkes için tam demokrasinin, hukuka koşulsuz saygı ile birlikte savunulması, bu çağrımızın altını dolduran temel ilkeler olarak hala önem taşıyor” diyen Yalçındağ, şunları söyledi: “Görünen o ki bu gün siyaset sahnesindeki kutuplaşma yüzünden, Türkiye ekonomisini bekleyen riskler yeterince algılanamıyor ve bu riskleri iyi yönetmek için tatmin edici bir çaba gösterilemiyor. Unutmamalıyız ki siyasi gerginlik, yavaşlayan bir ekonomiyle ve küresel çalkantı ile birleşirse, ortaya daha vahim bir tablo çıkacaktır.”

GLOBAL KRİZİN ETKİSİ: Arzuhan Doğan Yalçındağ, dünya ekonomisinde baş gösteren krizin boyutlarının ne olacağı ve ne kadar süreceğinin hala tam olarak bilinmediğini dile getirdi. Başlangıçta 300 milyar dolar olarak öngörülen zarar tahminlerinin, bugün 1 trilyon doları aştığına işaret eden Yalçındağ, büyüme tahminlerinin sürekli aşağı doğru revize edildiğini ve dünya ticaret hacminin önümüzdeki dönemde daralacağının öngörüldüğünü kaydetti. Bugünlerde gıda fiyatlarındaki aşırı yükselmeye değinen ve bu gelişmelerin enflasyon rakamlarını olumsuz etkileme riski bulunduğunu aktaran Yalçındağ, devamla şöyle dedi: “Bu, işin bizim dışımızdaki boyutu… Bir de ekonomimizin iç dinamikler nedeniyle yavaşlamaya başlaması var. Aslında bu yeni bir olgu değil. TÜSİAD olarak geçtiğimiz yıl yaptığımız tüm konuşmalarda, ekonomide gözlenen yavaşlamayla ilgili tespit ve uyarılarda bulunmuştuk. Bildiğiniz gibi, ekonomik büyümemiz 2004 yılının ortalarından beri yavaşlamaktadır. 2007 yılı son çeyreğinde ise büyüme hızımız yüzde 3,4’e kadar gerilemiştir. 2007 yılında ulaşılan yüzde 4,5’lik yıllık toplam büyüme ise kaybedilmiş olarak tanımlanan 1990’lı yılların büyüme ortalamasıdır. Yani ekonomik ve sosyal sorunlarımıza çare olmayacak bir büyüme oranıdır.”

İÇ TÜKETİMDE YAVAŞLAMA: Daralma sürecinin en temel nedeni olan iç tüketimdeki yavaşlamanın, gelecek aylarda tüm reel kesime yansıyabileceği uyarısında bulunan Arzuhan Doğan Yalçındağ, reel kesimdeki sıkıntıların bankacılık sistemine doğru yaygınlaşmasının ise ekonomik yavaşlamayı daha da belirgin hale getirebileceğini sözlerine ekledi.

http://www.haberler.com/kutuplasma-bizi-risk-koru-yapti-haberi/

Design Downloaded from Free Wordpress Themes | Free Website Templates.